
44 Gün Karabağ Savaşı Sürecinde Azerbaycan
Ermenileri 1978 yılında Karabağ’ın Akdere rayonunda, “Bölgeye Gelişimizin 150. Yılı” anıtını dikmekle birlikte aslında bölgeye sonradan geldiklerini kendileri kanıtlamışlardır (Aliyev,1989: 75-78).
Azerbaycan Türkleri Ermenistan’dan (yani, tarihî ata yurtlarından) birkaç aşamada zorunlu göçe tabi tutulmuştur. Ermenistan (Ararat) Taşnak Cumhuriyeti’nin kurulduğu dönemde bölgenin 1339 yerleşim biriminde yaklaşık 608 bin Azerbaycan Türkü yaşarken, günümüzde Ermenistan’da esir tutulanlar dışında Azerbaycanlı kalmadığını ifade etmek gerekiyor. Hatta yabancı araştırmacılar bile daha Sovyet Dönemi’nde Azerbaycanlı nüfusun özellikle Ermenistan’ın başkenti olan Erivan’da daha sert ve planlı bir şekilde göçe zorlandığını ifade etmiştir. Bu göç nedeniyle 20. yüzyılın başlarında Erivan nüfusunun çoğunluğunu oluşturan Azerbaycanlıların oranı, 1989 yılında % 0,1’e kadar gerilemiştir. 1980’lerde bu anıt Ermeniler tarafından yıkılsa da, Ermenilerin bölgeye yerleşmesinin 150. yılını temsilen dikilen söz konusu anıtla ilgili video görüntüler ve fotoğraflar mevcuttur. (Aslanlı, 2015: 51, 24)
2.4.2. 1905-1907 Çatışmaları
Kafkasya’da yaşayan Ermeniler 19. yüzyılın başlarından örgütlenmeye başlamışlar. Silahlı örgütlenmeye başlayan Ermenilerin temel hedefi Osmanlı’nın Doğu Anadolu topraklarında Ermeni devleti kurmak idi. Bu doğrultuda 1890 yılında “Taşnaksütyun Komitesi” bir silahlı örgüt olarak kuruldu. Aslanlı (2015: 25) ’nın da vurguladığı üzere 1890 yılında kurulan “Taşnaksütyun Komitesi” Doğu Anadolu’daki Osmanlı topraklarını kapsayan bir Ermeni devleti kurmayı amaçlamaktaydı. “Rus polisinin döneme ilişkin verilerine göre 20. yüzyılın başlarında yaklaşık 165 bin üyesi, 100 bin kişilik askeri birliği bulunan bu örgüt Bulgaristan’da askeri eğitim kampına, Londra’daki Ermeni Millî Bankası’nda 1 milyon sterlin (Pound Sterling) paraya sahipti” (Aslanlı, 2015: 26).
1905 Rus ihtilalinden sonra Karabağ’da çatışmalar başlamıştır. 1905 yılında Ermenilerin Rus garnizonundan da aldıkları destekle Bakü’de yaptığı kanlı olaylar kısa sürede bütün bölgelere sıçramıştır, Azerbaycan’ın Karabağ bölgesi de kanlı olayların yaşandığı bölgelerden olmuştur. Ordubadi (1991: 55) Ermenilerin, Karabağ ve Tiflis’teki Rus garnizonundan da aldıkları destekle Karabağ’ın yerli ahalisini katlettiğini yazmaktadır.
Ermeniler, 1905-1906’da Rusya’da meydana gelen isyanlardan istifade ederek önce Bakü’de, ardından Erivan, Nahçıvan, Gence, Karabağ, Zengezur, Kazak ve Tiflis’te sivil Azerbaycanlılara karşı katliamlar yaptılar. Ermeni silahlı grupları, Erivan-Nahçıvan-Zengezur-Karabağ ve Kazak-Gence bölgesinde Azerbaycan yerleşim yerlerinin nüfusunu katlederek, Azerbaycan yerlilerini topraklarından kovarak Ermenileri yerleştirmek istemişler. Bölgenin demografik yapısını Ermenileri yerleştirmekle değiştirmek ve Azerbaycan toprakları üstünde Ermeni bölge kurmayı hedef edinmişlerdir. Önce Bakü’de, ardından Erivan ve çevre köylerinde, Eçmiedzin (Üç kilise), Şerur-Derelayez ve Nahçıvan ilçelerinde, Zengezur ilçesinin Gorus, Gafan ve Garakilsa (Sisyan) ilçelerinde on binden fazla militanla Ermeni birlikleri Yelizavetpol (Gence) vilayeti Şuşa, Cavanshir, Cabrayil, Kazak, Araş ilçeleri, Tiflis bölgelerinde katliamlar yaptılar ve 200’den fazla yerleşim birimini yıktılar. (Mustafa, 2009: 9)
“Çatışmaların fitilini ateşleyen olay Bakü’de bir Azerbaycanlının mahkemeden çıkarken, Rus alayına mensup bir Ermeni tarafından öldürülmesi olmuştur. Dört gün süren çatışmalar sırasında Bakü Valisi ile beraber bazı devlet görevlileri ve çok sayıda yerli Türk, 24 Mayıs 1905 tarihinde Ermeniler tarafından katledilmiştir” (Ünal, 1988: 36). “Bu dönemde Bakü’den sonra Azerbaycanlılara karşı en büyük saldırı Karabağ ve Şuşa’da olmuştur” (Özönder, 1990: 12). Ordubadi (1991: 55) ’nin belirttiğine göre, Karabağ’da ise en fazla zarar çeken bölge Şuşa olmuştur. Ahalisinin tümüne yakınını Azerbaycanlıların oluşturduğu Şuşa’da iki sene içinde binlerce Azerbaycan Türkü katledilmiştir. Ağaoğlu (2001: 1031) Karabağ ve Şuşa’daki Ermeni saldırılarında birçok Türkün öldürüldüğünü ve mallarının yağmalandığını belirterek, 1905-1907 yılları arasında Erivan ve Gence’ye bağlı 200 köyün, Şuşa, Zengezur, Cebrayıl bölgelerinde ise 75 köyün Ermeniler tarafından yakıldığını yazmıştır. Ermeniler binlerce Azerbaycan Türkünü bu dönemde katletmişlerdir.
Genel olarak, 1905-1906 olayları sonucunda, Erivan ve Yelizavetpol (Gence) vilayetlerinde 200’den fazla Azerbaycan yerleşim yeri tahrip edilmiş ve yerli ahali soykırıma maruz kalmıştır. Ermeni yazar A-don’un verdiği istatistikler, 1905-1906 katliamlarının arifesinde Erivan vilayetindeki 1301 köyün 959’unda ve Zangazur ilçesine bağlı 406 köyden 314’ünde Türklerin yaşadığını göstermektedir. O dönemde sadece Erivan vilayeti ve Zangazur’da bulunan 1273 Türk köyünden bugün Nahçıvan dışındaki tüm köyler Azerbaycan Türklerinden temizlenmiştir. Böylece, 1905-1906’dan başlayarak, bu bölgelerde esasen soykırım olan, silah zoruyla etnik temizlik politikası uygulandı. (Mustafa, 2009: 4)
1906 yılında da devam eden olaylar, aynı yılın Temmuz ayından itibaren yerini genel bir sessizliğe bırakmıştır (Aslanlı, 2015: 26).
1918-1920 Karabağ Savaşı
Azerbaycan Cumhuriyeti 28 Mayıs 1918’te kurulmuştur. 1918-1920 arasında Azerbaycan devleti resmen Karabağ Savaşı’nın tarafı olduğu için bu savaş Birinci Karabağ Savaşı olarak nitelendirilebilir. Siyasi, hukuki ve askerî bakımdan 1918-1920 savaşıyla 2020 savaşı arasında bir fark yoktur. Savaşın nedeni, tarafları ve aktörleri aynıdır. 1991 yılında tekrar bağımsızlığını kazanan Kuzey Azerbaycan, Azerbaycan Anayasası ve Bağımsızlık Bildirisi’ne göre, 1918’te kurulmuş Azerbaycan Cumhuriyeti’nin devamı olma özelliğini taşımaktadır. Askerî olarak 1918-1920 Savaşı’nda Ermenistan’ın saldırılarına karşı savaşan ordu Azerbaycan ordusu olmuştur. Tarihî olarak bakıldığında ise Karabağ Savaşı son 30 yılın değil son 100 yılda Ermenilerin toprak iddiaları ve saldırılarıyla ortaya çıkmış bir işgal sorunudur. “I. Dünya Savaşı (1914-1918) sırasında, savaş durumundan faydalanan Ermeniler, Doğu Anadolu ve bunu takiben Kuzey ve Güney Azerbaycan’da acımasızca katliamlar yapmışlardır. Ermenistan gelecekte Azerbaycan’ın Karabağ bölgesini gasp ederek Ermenistan’la birleştirmek için bu dönemde (1928-1920) Azerbaycan’a karşı saldırılara başlamıştır” (Özkul, 2014: 244).
Taşnaklar önderliğinde silahlanan Ermeniler Doğu Anadolu’nun yanı sıra artık Azerbaycan’a ait bölgelere de saldırmaya başlamıştır. Ermenilerin Osmanlı’ya yönelik toprak taleplerinin ve Doğu Anadolu’da yaptıklarının cevabında Osmanlı ordusunun doğuya doğru harekat yapması beklenmekteydi. Ermeniler bu durumu göz önünde bulundurarak silahlanmayı daha da hızlandırdılar. Bu vaziyetin Osmanlıyı zayıflatmak isteyen müttefiklerin planlarıyla da üst-üste düştüğü açıktır. (Aslanlı, 2015: 27)
“19. yüzyılın ilk çeyreğinde Ermenilerin Karabağ topraklarına yerleştirilmesinin sonucu 1916 yılı verilerine göre Karabağ’da nüfusun % 51’i Azerbaycanlı, % 46’sı ise, Ermenilerden oluşmakta idi” (Mahmudov, 2014: 36). 1914 yılında başlayan I. Dünya Savaş’ında, Osmanlı devletinin ittifak devletlerinin yanında savaşa girmesi, savaşın geniş bölgeye yayılmasına ve birçok cephenin açılmasına yol açtığı bilinmektedir. Ermeniler, Ruslara destek vererek Türklere karşı yıpratma politikası uygulamışlardır. I. Dünya Savaşı sırasında, Doğu Anadolu ve Azerbaycan bölgesinde Ermenilerin yaptığı katliamlar, çok sayıda masum insanın hayatına mal olmuştur. “Doğu Anadolu’da Ermenilerin birlik olup hem bölge halkı hem de Türk askerlerine karşı katliam ve tecavüzlere girişmesi sonucu Osmanlı devleti bölgedeki Ermenileri 1915 yılında başka yerlere naklettirmiştir. Söz konusu uygulama “Tehcir” olarak bilinmektedir” (Taşkıran, 1995: 88).
Bolşevik ihtilalinin (7 Kasım 1917) ardından Azerbaycan Türkleri, Gürcüler ve Ermenilerin temsilcileri Tiflis’te toplanarak, “Mavera-yı Kafkas Seymi” Meclisini oluşturmuşlardır. Rusya geçici hükümetinin Güney Kafkasya’da oluşturduğu hükümet, Mavera-yı Kafkas özel komitesi tarafından yönetilmekteydi. Söz konusu komitenin kanun kabul yetkisi yok idi. Mavera-yı Kafkas Seymi Bolşevikler’in idaresini kabul etmemiş ve komitenin yerine bütün Güney Kafkasya’da idareyi ele alacak Mavera-yı Kafkas Komiserliği adıyla federal bir hükümet kurmuşlardır. Federal hükümetin başkanlığını bir Gürcü yapmakla birlikte, diğer üyeler üç Azerbaycan Türkü, üç Gürcü, 3 Ermeni ve 2 Rus’dan oluşmakta idi. (Bal, 2003: 401)
Taşkıran (1995: 91) Mavera-yı Kafkas Hükümeti zamanında bölgenin beş idari bölüme ayrıldığını yazmaktadır. Bakü Vilayeti, Gence Vilayeti, Erivan Vilayeti, Tiflis Vilayeti ve Zakatal Sancağı, Şuşa, Cebrail ve Zengezur Gence Vilayeti’ne dahil idi. Azerbaycan’ın tarihî toprağı olan Karabağ’ın Mavera-yı Kafkas Hükümeti’nin içinde bulunan yeni Azerbaycan Cumhuriyeti toprağının bir parçası olduğu resmen ilan edildi. “Mavera-yı Kafkas Hükümeti’nin dağılmasından sonra 26 Mayıs 1918’de Gürcistan, iki gün sonra 28 Mayıs 1918’de de Azerbaycan ve Ermenistan bağımsızlıklarını ilan etmişlerdir” (Nesibzade, 1990: 77). Bakü’nün Bolşeviklerin işgali altında olması nedeniyle Gence, Kuzey Azerbaycan’ın başkenti olarak ilan edilmiştir.

Harita 2.1. Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin haritası
Ermenistan’ın başkenti olarak Erivan seçilmiştir. Azerbaycan Millî Şurası Yelizavetpol (Gence) vilayeti ve Karabağ’ın dağlık bölgesine karşı Ermenistan’ın ileri sürdüğü iddialardan vazgeçmesi koşuluyla Erivan’ın Ermenistan’ın başkenti olmasına karşı çıkmamıştır. Azerbaycan Millî Şurası’nın 14 Haziran 1918 yılında Tiflis’te Ermeni Millî Konseyi temsilcileriyle yaptıkları ortak oturum sonucunda, daha önce Batum’da taraflarca varılan mutabakata dayanarak bu anlaşmaya varılmıştır.
O sıralarda Erivan’ın nüfusunun çoğunluğunu Azerbaycan Türkleri teşkil ettiği için bu kentin Azerbaycan sınırları içerisinde kalması gerektiğini ileri sürenler olmuştur. Yoğun tartışmalar sonrasında itirazlara rağmen çoğunluk dönemin şartlarını (genel olarak Kafkasya’nın durumunu, Kafkasya’da üç yeni cumhuriyetin kurulma aşamasında olduğunu, bunların iç sorunlarını çözmelerinin bağımsızlıklarını güçlendirme, Rus tehdidine karşı ortak direnç ve bağımsızlıklarının Batılı devletlerce tanınmasını artırma ihtimalini) da dikkate alarak Erivan’ın Ermenistan’ın başkenti olmasına itiraz edilmemesi yönünde oy kullanmıştır. (Aslanlı, 2015: 30-31)
“Yeni kurulan Azerbaycan Cumhuriyeti’nin düzenli bir orduları olmadığı gibi Bakü’yü elinde bulunduran ve burayı bir hareket üssü olarak kullanan Bolşevikler ve Ermeni kuvvetleri Gence’ye doğru yayılmaya başlamışlardı. Dağlık Karabağ, Erivan ve Nahçıvan’da yaşayan Ermeni çeteleri Türklere saldırarak göçe zorluyorlardı” (Taşkıran, 1995: 100).
Kasım 1918’de Ermeni çetelerinin Azerbaycan’ın Gence vilayetine bağlı Şuşa, Cavanşir, Cebrayıl ve Zengezur kazalarında katliamlar yapması üzerine bölgeye askeri birlikler sevk edilmiştir. Ermenistan temsilcileri bu durum üzerine İstanbul’daki Almanya ve Avusturya-Macaristan büyükelçiliklerine, ayrıca Kafkasya’daki Alman ve İngiliz yetkililere başvuruda bulunmuştur. Tüm taraflar Ermeni yetkililere olumsuz cevap vermiştir. Azerbaycan yetkilileri de konuya ilişkin yaptıkları açıklamada Şuşa, Cavanşir, Cebrayıl ve Zengezur kazalarının Azerbaycan’ın Gence guberniyasına bağlı olduğunu, kendi içerisinde güvenliği ve düzeni sağlamaya çalışan Azerbaycan kuvvetlerine kimsenin itiraz edemeyeceğini ifade etmiştir. (Aslanlı, 2015: 33)
“1918 yılının Ağustos ayında Karabağ’da Ermeniler Birinci Karabağ Ermenileri Meclisi adlı bir meclis kurdular. Daha sonra bu meclisin bir hükümet seçmesiyle Karabağ’da Ermeni saldırıları iyice arttı” (Taşkıran 1995:100). “Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti hükümeti Karabağ›dan ayaklanma haberini alır, ancak Bakü›nün kurtuluşuyla meşgul olduğu için Eylül›den sonra kesin önlemler almağa başlar. Karabağ›ı kontrol etmek için askeri birimlerini göndermeye başlar” (Camalova, 2020: 724). “Aralık 1918’den itibaren Ermeniler Azerbaycan’ın Cebrayıl bölgesinde, Azerbaycan halkına karşı silahlı saldırılara geçtiler” (Paşayev, 2011: 155). “Artan Ermeni saldırıları neticesinde, bulundukları bölgelerden göç edenlere karşı da Ermeni terörü devam etmiştir. 29 Nisan 1918’de Gümrü yakınlarında çoğunluğunu kadın ve çocukların oluşturduğu 3.000 kişilik göç kafilesinin tamamı Ermeniler tarafından katledilmiştir” (Quliyev, 2001: 22). Ermenilerin hücumları devam ederken Bolşevikler, işgal ettikleri Bakü ve civarından, Azerbaycan Cumhuriyeti’ni ortadan kaldırmak amacıyla Gence istikametinde saldırılara başlamışlardı. Osmanlı ordusu askerleri ve Azerbaycanlı gönüllülerden oluşan Kafkas İslam Ordusu İngiliz destekli Bolşevik ordusunu Bakü’de kuşattı ve 15 Eylül 1918’de Bakü kurtarıldı.
Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti Devleti Karabağ’daki Azerbaycanlıların soykırımının önlenmesi ve bölgeyi yönetme amacıyla 15 Ocak 1919’da Azerbaycan Cavanşir, Şuşa, Cebrayıl ve Zengezur ilçelerinden oluşan “Karabağ Valiliğinin” kurulmasına karar vermiştir. “Ermenistan, Azerbaycan devletinin, Karabağ bölgesinde yerli yönetim kurmasına karşı olduğunu bildirmek için Güney Kafkasya’daki İngiliz komutanlığına protesto notları gönderir” (Camalova, 2020: 726). “Karabağ Ermenileri temsilcileri ve Ermenistan hükümetiyle görüşmeler sırasında Şuşa’da bulunan İngiliz temsilciler şöyle bir açıklama yapmışlardır: Azerbaycan yönetiminin ve ordusunun Karabağ ve Zengezur’a gelmesi gelecekte bu toprakların Azerbaycan’a ait olacağı anlamına gelmez ve bu toprakların kaderi barış konferansında belirlenecektir” (Niftaliyev, 2014: 52). İngilizlerin bu tavra Karabağ’da yaşayan ve toprak iddiasında olan Ermenilerin iddialarına çanak tutmuştur.
“4 Nisan 1919’da Ermeni hükümeti, İngilizlerin Kafkasya’daki komutanı General Thomson ile koordineli olarak, Arzumanov’u Ermenistanın temsilcisi olarak Karabağ’a gönderir. Arzumanov Karabağ’da Ermenileri, Azerbaycanlılara karşı kışkırtır” (Camalova, 2020: 724).
“İngiliz Kuvvetleri Komutanlığı 28.01.1919 tarihinde yayınladığı bir tebliğ ile Karabağ’ın Azerbaycan’a ait olduğunu teyit etti” (Yalçınkaya, 2006: 130). “Haziran,1919’un sonunda ise İngiliz birlikleri Şuşa›dan ayrıldı ancak İngiliz temsilci, Ağustos ayı sonuna kadar Şuşa›da kalmaya devam etmiştir” (Gözelova, 2014: 28) . “Mart 1920’de Karabağ’ın farklı bölgelerinde silahlı Ermeni çeteleri iç düzeni sağlamak için konuşlanmış Azerbaycan askerlerine saldırdı. Ermeniler telefon ve telgraf hatlarını kırdılar ve Askeran’ı işgal ettiler. Ertesi gün Şuşa, Zangazur, Cebrayıl bölgeleri Ermeniler tarafından saldırıya uğradı” (Camalova, 2020:729). “Azerbaycan hükümeti ayaklanma haberini alır almaz harekete geçmeye başladı, Askeran kurtarıldı ve Ermeni çetelerin lideri Çılgın Gazar öldürüldü. Karabağ’da Ermeni ayaklanması bu şekilde bastırılmış oldu” (Nesibzade, 1996: 97). “Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, İngilizler Kafkasya’yı boşalttı. Oluşan siyasi boşluk Ruslar için bir fırsattı. Azerbaycan ordusunun önemli bir kısmı, Karabağ’daki Ermenilerin çıkardıkları isyanı önlemeye çalıştığı bir sırada Ruslar, 27 Nisan 1920’de Bakü’yü işgal etti” (Aslanlı, 2001:396-397).
Bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti 27 Nisan 1920 tarihinde Rusya tarafından işgal edilinceye kadar, Azerbaycan’da Osmanlı ve ondan sonra da İngiliz orduları bulunmuştur. Her iki güç de Karabağ bölgesini, Azerbaycan’ın bir parçası olarak görmeye devam etmiştir. Bu süre içerisinde bazı Ermeni örgütleri Karabağ bölgesinde birçok kere isyan çıkarmışlarsa da başarılı olamamışlardır. Fakat Rusya’nın teşviki ve yardımı ile 20 Mart 1920’de (Nevruz Bayramı dolayısıyla tam farklı hava içerisinde olunmasını fırsat bilerek ve Bakü’de komünistlerin hazırlıklarına da uygun ortam sağlamak amacıyla) bölgede büyük çaplı bir isyan çıkarılmıştır. Hatta çeşitli Ermeni örgütleri gelecekte toprak verilmesi karşılığında Azerbaycan’da yönetimin devrilmesi süre cine katkılarını açık şekilde Moskova’ya iletmişlerdi. (Aslanlı, 2015: 34-35)

Harita 2.2. 1918-1920 yılları arasında Kuzey Azerbaycan’da Ermenilerin yaptığı katliamlar
“1918-1920 yılları arasında gerek Azerbaycan ve gerekse Ermenistan sınırları içerisinde Ermeni saldırılarına maruz kalan yüz binlerce Azerbaycan Türkü, yurtlarından çıkarılarak Anadolu’ya veya Azerbaycan’ın diğer bölgelerine göç etmek zorunda kalmışlardır” (Hacıyev, 2002: 186). Bu bilgiyi eklemekte de fayda vardır, çoğunluğu Osmanlı topraklarından tehcir edilen Ermeniler ve Nesturiler, İngiliz ve Rusların desteği ile Güney Azerbaycan’ın batı bölgesinde toplanıp askeri üs kurarak bölgeden yerli Azerbaycan Türklerini çıkarmak ve Güney Azerbaycan toprakları üzerinde Ermenistan devleti kurmak maksadıyla binlerce Türkü katledip mallarını yağmaladılar. Çeşitli bölgelerden Güney Azerbaycan’ın batısına toplanan silahlı Ermeni ve Nesturi çetelerinin Güney Azerbaycanlılara yaşattığı mezalim “Ciloluk” olarak bilinmektedir. Bölgeye musallat olmak maksadıyla Güney Azerbaycan’ın batı bölgesine saldıran ve yerli Azerbaycan Türklerini yok etmeye kalkışan Ermeni terör örgütleri Kafkas İslam Ordusu’nun bölgeye gelerek teröristleri püskürtmesi ve saldırılara hazırlıksız yakalanan yerli ahalinin büyük direnişi neticesinde bölgeden kovulmuşlardır ancak geride Azerbaycan Türklerine karşı soykırımın acı izlerini bırakmışlardır.
Sovyetler Birliği Dönemi’nde Karabağ Sorunu
Sovyetler Birliği Dönemi’nde göreceli ve geçici bir sessizlik hâkim olsa da Moskova hükümetinin siyasetleri, Ermenilerin elini güçlendirecek potansiyel sorunun oluşması yönünde stratejik izler taşıdığı açıktır. Sarıkaya (2020: 7) ’ya göre, bu dönemde Sovyet Ermenistanı ve Sovyet Azerbaycanı’nda iki toplum arasında geniş çaplı çatışma yaşanmamışsa da alınan kararlarla Ermenistan Sovyet Cumhuriyeti, Azerbaycan Sovyet Cumhuriyeti topraklarının aleyhine peyderpey genişletilmiştir.
Конец ознакомительного фрагмента.
Текст предоставлен ООО «Литрес».
Прочитайте эту книгу целиком, купив полную легальную версию на Литрес.
Безопасно оплатить книгу можно банковской картой Visa, MasterCard, Maestro, со счета мобильного телефона, с платежного терминала, в салоне МТС или Связной, через PayPal, WebMoney, Яндекс.Деньги, QIWI Кошелек, бонусными картами или другим удобным Вам способом.
Приобретайте полный текст книги у нашего партнера: